“fair” in Turkish
Definition
Herkese eşit ve adil davranmak, açık renk saç veya cilde sahip olmak ya da oyunlar ve yiyeceklerin olduğu bir panayırı ifade eder.
Usage Notes (Turkish)
‘Adil bir karar' adalette kullanılır, ‘açık renk saç’ görünüş içindir, ‘bilim panayırı’ gibi etkinliklerde de geçer. ‘Fair enough’, ‘play fair’, ‘it’s not fair’ ifadeleri yaygındır. ‘Fare’ (ücret) ile karıştırmayın.
Examples
It's not fair to give her more cake than me.
Ona benden fazla pasta vermek **adil** değil.
She has fair hair and blue eyes.
Onun **açık renkli** saçları ve mavi gözleri var.
We went to the fair last weekend.
Geçen hafta sonu **panayıra** gittik.
Let's be fair—both teams played really well.
Hadi **adil** olalım—iki takım da gerçekten iyi oynadı.
Is it fair to blame him for something he didn't do?
O yapmadığı bir şey için onu suçlamak **adil** mi?
The weather was fair and sunny all day at the festival.
Festivalde hava tüm gün **güzeldi** ve güneşliydi.