“ecstatic” in Turkish
Definition
Aşırı mutluluk veya sevinç duygusu; çok sevinçli ya da heyecanlı olmak durumu.
Usage Notes (Turkish)
'ecstatic', 'mutlu' ve 'heyecanlı'dan daha yoğundur. Büyük, olumlu olaylarda tercih edilir. 'Çok mutlu oldu', 'ecstatic görünüyordu' gibi kullanılır.
Examples
She was absolutely ecstatic when her favorite band announced a concert in her city.
Favori grubu şehrinde konser duyurduğunda, o **çok mutlu** oldu.
She was ecstatic when she got the job.
O, işi aldığı zaman **çok mutlu** oldu.
The children were ecstatic about their birthday party.
Çocuklar doğum günü partilerinde **mest** olmuştu.
He felt ecstatic after passing the exam.
Sınavı geçtikten sonra **mutluluktan havalara uçuyordu**.
After hearing the good news, he hugged everyone, looking ecstatic.
İyi haberleri duyunca herkesi kucakladı ve **ecstatic** görünüyordu.
They were ecstatic to finally finish the long project.
Uzun projeyi sonunda bitirdikleri için **çok mutluydular**.