dazzling” in Turkish

göz kamaştırıcı

Definition

Çok parlak veya etkileyici olduğu için insanı hayran bırakan bir şey.

Usage Notes (Turkish)

Hem gündelik hem resmî dilde güçlü ışıklar ya da çok etkileyici şeyler için kullanılır. Sıradan şeyler için kullanılmaz, lezzet veya ses için uygun değildir.

Examples

The sun was dazzling in the sky.

Güneş gökyüzünde **göz kamaştırıcıydı**.

She wore a dazzling white dress.

Beyaz elbisesi **göz kamaştırıcı**ydı.

His dazzling smile lit up the room.

Onun **göz kamaştırıcı** gülüşü odayı aydınlattı.

The actress gave a dazzling performance in the movie.

Oyuncu filmde **göz kamaştırıcı** bir performans sergiledi.

Those fireworks were absolutely dazzling last night!

Dünkü havai fişekler kesinlikle **göz kamaştırıcı**ydı!

He entered the party looking dazzling and confident.

Partiye **göz kamaştırıcı** ve kendinden emin bir şekilde girdi.