“dazzle” in Turkish
Definition
Çok parlak bir şekilde ışık saçmak ve bu yüzden görmekte zorluk yaşatmak ya da birini çok etkilemek, hayran bırakmak.
Usage Notes (Turkish)
Kelime hem gerçek anlamda (ışıktan göz kamaşması) hem de mecaz anlamda (yetenek, güzellik, performansla etkilemek) kullanılır. 'dazzle the crowd' kalıbı izleyiciyi etkilemek anlamına gelir.
Examples
They tried to dazzle the judges with their performance.
Onlar, performanslarıyla jüriyi **büyülemeye** çalıştılar.
The bright lights dazzle my eyes.
Parlak ışık, gözlerimi **kamaştırıyor**.
Her smile can dazzle anyone.
Onun gülümsemesi herkesi **büyüleyebilir**.
He wore a suit that really dazzled at the party.
Partide gerçekten **göz kamaştıran** bir takım giymişti.
The magician's tricks always dazzle the audience.
Sihirbazın numaraları her zaman seyirciyi **büyüler**.
Don’t let the fancy advertisements dazzle you into buying things you don’t need.
Gösterişli reklamlara kapılıp gereksiz şeyler **almaya büyülenme**.