crusade” in Turkish

haçlı seferibüyük toplumsal mücadele

Definition

Güçlü bir amaç veya hedef uğruna yapılan organize ve kararlı mücadele; tarihte dini savaşları veya günümüzde toplumsal değişim kampanyalarını tanımlar.

Usage Notes (Turkish)

‘Haçlı seferi’ sadece tarihi savaşları değil, günümüzde toplum için yürütülen tutkulu kampanyaları da ifade eder. Duygusal ve ciddi bir anlamı olduğundan, sıradan hareketler için kullanılmaz.

Examples

He’s on a personal crusade to clean up his neighborhood.

Mahallesini temizlemek için kişisel bir **mücadeleye** girişti.

Some see her fight for equal pay as a modern crusade.

Bazıları onun eşit ücret için verdiği mücadeleyi modern bir **mücadele** olarak görüyor.

The group launched a crusade to get healthier food in schools.

Grup, okullarda daha sağlıklı yiyeceklerin olması için bir **mücadele** başlattı.

She joined the crusade to save the forests.

Ormanları korumak için başlatılan **mücadeleye** katıldı.

He led a crusade against child labor.

Çocuk işçiliğine karşı bir **mücadele** başlattı.

The king started a crusade to free the city.

Kral, şehri kurtarmak için bir **haçlı seferi** başlattı.