antique” in Turkish

antika

Definition

Yaşı, güzelliği, işçiliği veya tarihi önemi nedeniyle değerli olan eski bir eşya. Genellikle eski mobilya, takı veya sanat eserleri için kullanılır.

Usage Notes (Turkish)

Genellikle isim olarak kullanılır, ancak 'antique table' örneğinde olduğu gibi sıfat olarak da gelebilir. Her eski eşya 'antika' değildir; kelime özel değer ve koleksiyonluk olmayı ima eder. 'antique shop', 'antique dealer', 'antique furniture' gibi ifadelerde sık geçer.

Examples

If that mirror is really antique, it could be worth a lot.

Eğer o ayna gerçekten bir **antika** ise, çok değerli olabilir.

This antique is over one hundred years old.

Bu **antika** yüz yıldan daha eski.

She bought an antique chair at the market.

O, pazardan **antika** bir sandalye aldı.

My grandfather collects antiques.

Dedem **antika** toplar.

That lamp looks antique, but it's actually a modern copy.

O lamba **antika** görünüyor, ama aslında modern bir kopya.

We spent the afternoon browsing in a little antique shop downtown.

Öğleden sonra şehirdeki küçük bir **antika** dükkânında gezindik.