aggravation” in Turkish

rahatsızlıkkızgınlıkkötüleşme

Definition

Sıkıntı, can sıkıntısı ya da bir durumu daha kötü hale getiren şey.

Usage Notes (Turkish)

Daha çok resmi veya yarı resmi ortamlarda kullanılır. 'source of aggravation' ile 'rahatsızlık kaynağı' gibi ifadeler yapılabilir. 'Sinir' veya 'öfke'den daha hafif bir rahatsızlık belirtir.

Examples

The loud noise was a real aggravation when I was trying to study.

Yüksek sesli gürültü, ders çalışırken tam bir **rahatsızlık** oldu.

Traffic jams are a common source of aggravation for drivers.

Trafik sıkışıklığı, sürücüler için sıkça görülen bir **rahatsızlık** kaynağıdır.

All this paperwork is just one big aggravation I wish I could avoid.

Bu evrak işi başlı başına büyük bir **rahatsızlık**, keşke bundan kurtulabilsem.

She felt aggravation at the long wait in line.

Uzun süre sırada beklemek ona **rahatsızlık** verdi.

Dealing with his constant complaints is more aggravation than it's worth.

Onun sürekli şikayetleriyle uğraşmak, verdiği zahmete değmeyecek kadar büyük bir **rahatsızlık**.

He didn’t mean to cause any aggravation; it was just a misunderstanding.

Herhangi bir **rahatsızlık** vermek istememişti; sadece bir yanlış anlaşılmaydı.