adjourn” in Turkish

ertelemekara vermek

Definition

Bir toplantıyı veya resmi etkinliği geçici olarak durdurmak ve daha sonra devam etmek üzere ara vermek. Genellikle resmi veya hukuki durumlarda kullanılır.

Usage Notes (Turkish)

'Ertelemek' ve 'ara vermek' resmi veya hukuki ortamlarda geçici bir duraklamayı ifade eder. Etkinliğin tamamen sona erdiği anlamına gelmez.

Examples

Let's adjourn the meeting until tomorrow morning.

Toplantıyı yarın sabah devam etmek üzere **erteleyelim**.

The judge decided to adjourn the court for lunch.

Yargıç, öğle yemeği için mahkemeyi **ara vermeye** karar verdi.

The class will adjourn at 3 p.m.

Ders saat 3'te **sona erecek** (ara verilecek).

Due to the storm, we had to adjourn earlier than planned.

Fırtına nedeniyle planladığımızdan daha erken **ara vermek** zorunda kaldık.

Let's adjourn for a coffee break and come back in fifteen minutes.

Bir kahve molası için **ara verelim** ve on beş dakika sonra geri dönelim.

Hearing no further questions, we'll adjourn until next week.

Başka soru yoksa, gelecek haftaya kadar **ara veriyoruz**.