“able” in Turkish
Definition
Bir şeyi yapma gücüne, becerisine veya fırsatına sahip olmak.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle 'to' + fiil ile kullanılır ('able to swim'). 'Can'den daha resmidir ve yazılı İngilizcede yaygındır. Bazen 'yetenekli' anlamında da kullanılır ('an able student'). 'Able to can' kullanılmaz.
Examples
Are you able to come tomorrow?
Yarın gelmeye **muktedir misin**?
He was not able to lift the box.
O, kutuyu kaldırmaya **gücü yetmedi**.
She is able to solve the problem.
O, problemi çözebilecek **yeteneğe sahip**.
Thanks to her quick thinking, she was able to avoid an accident.
Hızlı düşünmesi sayesinde kazadan **kurtulabildi**.
I haven’t been able to get any sleep lately.
Son zamanlarda hiç uyuyabilmiş **değilim**.
He’s an able lawyer who always wins his cases.
O, her zaman davaları kazanan **yetenekli** bir avukattır.