"walk on broken glass" in Turkish
Definition
Birini üzmemek veya durumu kötüleştirmemek için çok dikkatli ve tedirgin bir şekilde hareket etmek anlamına gelir.
Usage Notes (Turkish)
Bu ifade mecazdır, gerçek anlamda kullanılmaz. Çoğunlukla ikili ilişkilerde gergin/tetikte olunan anları anlatır.
Examples
When Mom is upset, I feel like I have to walk on broken glass at home.
Annem üzgün olduğunda, evde kendimi **cam kırıkları üzerinde yürüyormuş** gibi hissediyorum.
At his new job, John had to walk on broken glass to avoid trouble.
Yeni işinde John, sorun çıkmaması için **cam kırıkları üzerinde yürümesi** gerekti.
Teachers sometimes feel like they walk on broken glass with strict parents.
Öğretmenler bazen katı velilerle **cam kırıkları üzerinde yürüyormuş** gibi hisseder.
After our argument, it felt like I had to walk on broken glass just to talk to her.
Kavga ettikten sonra, onunla konuşmak için **cam kırıkları üzerinde yürümem** gerekiyormuş gibi hissettim.
If we mention money, Dad acts like we're making him walk on broken glass.
Para hakkında konuşursak, babam sanki ona **cam kırıkları üzerinde yürütüyormuşuz** gibi davranıyor.
Ever since the mistake, the whole team has been walking on broken glass around the boss.
Hata yapıldığından beri, tüm ekip patronun yanında **cam kırıkları üzerinde yürüyor** gibi.