"vicarious" in Turkish
Definition
Bir şeyi doğrudan kendiniz yapmak yerine, başka birinin deneyimi aracılığıyla hissetmek veya yaşamak anlamına gelir.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok resmi ve edebi İngilizcede kullanılır. Dolaylı ve duygusal bir katılımı anlatır; 'vicarious pleasure', 'vicarious thrill' gibi ifadelerde sık görülür.
Examples
She felt vicarious excitement watching her friend win the race.
Arkadaşının yarışı kazanmasını izlerken **dolaylı** bir heyecan hissetti.
I experience vicarious joy from reading travel stories.
Seyahat hikayelerini okurken **dolaylı** bir sevinç hissediyorum.
Parents often feel vicarious pride in their children's successes.
Ebeveynler, çocuklarının başarılarında sık sık **dolaylı** bir gurur duyar.
He lived a vicarious life through films and books instead of traveling himself.
Kendi seyahat etmek yerine filmler ve kitaplar aracılığıyla **dolaylı** bir hayat yaşadı.
Fans enjoy vicarious thrills when their favorite team wins a big game.
Taraftarlar, favori takımları büyük bir maç kazandığında **dolaylı** bir heyecan yaşar.
Watching reality shows gives people a vicarious sense of drama without the risk.
Reality şovları izlemek insanlara risk olmadan **dolaylı** bir dramatik his verir.