"uprooted" in Turkish
Definition
Birinin ya da bir şeyin alışık olduğu yerden zorla alınması durumu. Hem bitkiler için hem de insanlar için kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Hem gerçek bitkiler (ağaç vb.) hem de insanlar için göç, terk, aidiyetini kaybetmek anlamıyla kullanılır. Genellikle kayıp veya yabancılık hissi barındırır.
Examples
The tree was uprooted by the strong wind.
Ağaç, kuvvetli rüzgarda **kökünden söküldü**.
Many families were uprooted during the war.
Savaş sırasında birçok aile **yerinden edildi**.
The storm uprooted hundreds of plants in the garden.
Fırtına, bahçedeki yüzlerce bitkiyi **kökünden söktü**.
After moving to a new country, she felt completely uprooted and alone.
Yeni bir ülkeye taşındıktan sonra, tamamen **yerinden edilmiş** ve yalnız hissetti.
He always felt a bit uprooted after changing schools so often.
Sık sık okul değiştirdikten sonra her zaman biraz **yerinden edilmiş** hissederdi.
I was uprooted from everything I knew and had to start over.
Bildiğim her şeyden **koparıldım** ve yeniden başlamak zorunda kaldım.