"untainted" in Turkish
Definition
Zararlı veya kötü hiçbir şeyden etkilenmemiş; tamamen temiz ve orijinal halde.
Usage Notes (Turkish)
‘Lekesiz’ ve ‘saf’ daha çok resmi ya da edebi konuşmalarda; ‘lekesiz itibar’, ‘saf kanıt’ gibi ifadelerde kullanılır.
Examples
The water from the mountain spring is untainted.
Dağ pınarından gelen su **lekesiz**dir.
Her reputation remained untainted after the investigation.
Soruşturmadan sonra itibarı **lekesiz** kaldı.
We want food that is fresh and untainted.
Taze ve **lekesiz** yiyecekler istiyoruz.
Even after years in politics, his record is still untainted.
Yıllarca siyasette olmasına rağmen sicili hala **lekesiz**.
They trusted only untainted evidence for the court case.
Mahkemede sadece **lekesiz** kanıtlara güvendiler.
I admire people whose kindness is untainted by selfish motives.
Bencillik tarafından **lekesiz** kalmış nezakete sahip insanlara hayranlık duyarım.