"thwarting" in Turkish
Definition
Birinin yapmak istediğini engellemek veya bir planın başarısız olmasını sağlamak.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok resmi veya ciddi durumlarda (ör. bir saldırıyı önlemek) kullanılır, günlük küçük engeller için genellikle tercih edilmez.
Examples
The police are thwarting a robbery attempt.
Polis bir soygun girişimini **engelliyor**.
They succeeded in thwarting the hacker's plans.
Onlar, hacker'ın planlarını **boşa çıkarmayı** başardılar.
The high wall is thwarting our escape.
Yüksek duvar kaçışımızı **engelliyor**.
She's always thwarting my efforts to help.
O, yardıma yönelik çabalarımı sürekli **engelliyor**.
The heavy rain ended up thwarting our picnic plans.
Şiddetli yağmur, piknik planımızı **boşa çıkardı**.
Despite their efforts, someone kept thwarting the vote.
Çabalarına rağmen, birisi sürekli oylamayı **engelliyordu**.