Herhangi bir kelime yazın!

"telltale" in Turkish

belli edenele veren

Definition

Gizli bir gerçeği veya bilgiyi istemeden ortaya çıkaran işaret veya belirti.

Usage Notes (Turkish)

Genellikle 'telltale sign', 'telltale mark' gibi ifadelerde geçer. Çoğunlukla istemeden ortaya çıkan ipucunu belirtir.

Examples

The muddy footprints were a telltale sign someone had been here.

Çamurlu ayak izleri birinin burada olduğunun **belli eden** işaretiydi.

She noticed the telltale smell of smoke in the kitchen.

Mutfakta dumanın **belli eden** kokusunu fark etti.

His red eyes were a telltale sign he had been crying.

Kızarmış gözleri, ağladığının **ele veren** işaretiydi.

Check for telltale signs of water damage before buying a used car.

İkinci el bir araba almadan önce su hasarının **belli eden** işaretlerini kontrol edin.

The ring of dust on the table was a telltale that someone moved the vase.

Masadaki toz halkası, birinin vazoyu oynattığının **ele veren** göstergesiydi.

Her telltale grin gave away her secret.

Onun **belli eden** gülümsemesi sırrını ele verdi.