"synchronize" in Turkish
Definition
Birden fazla şeyi aynı anda veya uyumlu şekilde çalışacak şekilde ayarlamak.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle teknik ya da resmi ortamlarda, örn. 'verileri senkronize etmek', 'saatleri senkronize etmek' gibi. 'koordinasyon'dan (daha genel anlam) farklıdır; burada zaman veya işleyiş tam olarak örtüşür.
Examples
Please synchronize your phone with your computer before updating.
Güncellemeden önce lütfen telefonunuzu bilgisayarınızla **senkronize edin**.
The dancers must synchronize their movements to the music.
Dansçıların hareketlerini müzikle **senkronize etmeleri** gerekir.
How do you synchronize the clocks in every room?
Her odadaki saatleri nasıl **senkronize edersiniz**?
Let me know when you're ready so we can synchronize our watches.
Hazır olduğunda bana haber ver ki saatlerimizi **senkronize edelim**.
The files will automatically synchronize when you connect to Wi-Fi.
Wi-Fi'ye bağlandığınızda dosyalar otomatik olarak **senkronize olur**.
If the video and audio aren't synchronized, it's really annoying to watch.
Video ve ses **senkronize değilse**, izlemek çok rahatsız edici olur.