"stare in the face" in Turkish
Definition
Bir şey o kadar açık veya kaçınılmaz hale geldiğinde, genellikle zorluklar ya da tehlikelerle doğrudan yüzleşmek anlamına gelir.
Usage Notes (Turkish)
Deyimsel bir ifadedir, kelimenin tam anlamıyla birinin yüzüne bakmak değildir. Genellikle 'tehlike', 'gerçek', 'başarısızlık' gibi soyut kavramlarla kullanılır. 'Birinin yüzüne bakmak' ile karıştırmayın.
Examples
Sometimes a problem will stare you in the face, and you can't ignore it.
Bazen bir **sorun gözünün önünde olur**, ve onu görmezden gelemezsin.
Failure was staring him in the face, but he didn't give up.
**Başarısızlık gözünün önündeydi** ama o pes etmedi.
The truth was staring us in the face, but we chose to ignore it.
**Gerçek gözümüzün önündeydi**, ama görmezden gelmeyi seçtik.
He was so busy worrying that he didn't see the solution staring him in the face.
O kadar endişeliydi ki **çözüm gözünün önünde olduğu halde** göremedi.
Climate change is staring us in the face, yet some people still deny it.
**İklim değişikliği gözümüzün önünde** ama bazı insanlar hâlâ inkâr ediyor.
When deadlines are staring you in the face, you have to act fast.
**Son teslim tarihleri gözünün önündeyken** hızlı hareket etmek gerekir.