"stalemate" in Turkish
Definition
Hiçbir tarafın ilerleyemediği veya kazanamadığı durum; genellikle satranç, müzakere ya da anlaşmazlıklarda kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
'reach a stalemate' ya da 'in a stalemate' gibi ifadelerle özellikle satrançta berabere için ve müzakere, politika ya da tartışmalarda ilerleme olmaması anlatılır. Spor karşılaşmalarındaki berabereye genelde kullanılmaz.
Examples
The chess game ended in a stalemate.
Satranç oyunu **çıkmaz** ile sona erdi.
Negotiations reached a stalemate after hours of discussion.
Saatlerce tartışmadan sonra müzakereler **çıkmaza** girdi.
There is a stalemate between the two teams.
İki takım arasında bir **çıkmaz** var.
We're in a stalemate—no one wants to compromise.
Bir **çıkmaz**dayız—kimse taviz vermek istemiyor.
The political debate has become a complete stalemate with neither side moving forward.
Siyasi tartışma tamamen bir **çıkmaz** haline geldi, hiçbir taraf ilerlemiyor.
After three rounds of talks, it was clear we had hit a stalemate.
Üç tur görüşmenin ardından, bir **çıkmaza** girdiğimiz açıkça belliydi.