"sporadic" in Turkish
Definition
Bir olayın düzenli değil, zaman zaman veya beklenmedik aralıklarla gerçekleşmesi.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok resmi ya da akademik metinlerde, beklenmeyen ve düzensiz aralıklarla olan olaylar için kullanılır: 'sporadic rain', 'sporadic violence'. Sık olan şeyler için kullanılmaz.
Examples
There were sporadic showers throughout the day.
Gün boyunca **aralıklı** sağanaklar vardı.
His attendance at meetings is sporadic.
Onun toplantılara katılımı **aralıklı**.
The disease caused sporadic outbreaks in several cities.
Hastalık, birkaç şehirde **aralıklı** salgınlara neden oldu.
"My internet connection is so sporadic today—it keeps dropping every hour."
Bugün internet bağlantım çok **aralıklı**—her saat başı kopuyor.
He goes to the gym on a sporadic basis—a few times a month when he feels like it.
Canı istediğinde ayda birkaç kez **aralıklı** olarak spor salonuna gider.
We only get sporadic updates from the project team, so it's hard to follow their progress.
Proje ekibinden yalnızca **aralıklı** güncellemeler alıyoruz, bu yüzden ilerlemelerini takip etmek zor.