"spellbound" in Turkish
Definition
Bir şeye tamamen hayran kalmak veya büyülenmek, sanki sihir altındaymış gibi etkilenmek. Dikkatinizi başka yöne çekemeyecek kadar etkilenmiş olmak.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle edebi veya dramatik anlatımlarda yer alır. 'Spellbound', özellikle hikaye, performans veya güzellik gibi şeylere derin bir hayranlık ile bağlanmayı anlatır; gündelik ilgi veya şaşkınlıktan daha kuvvetlidir.
Examples
The children sat spellbound as the magician performed.
Çocuklar, sihirbaz gösteri yaparken **büyülenmiş** bir şekilde oturdular.
She was spellbound by the beautiful sunset.
O güzel gün batımı karşısında **büyülenmişti**.
The audience watched the play spellbound.
Seyirciler oyunu **büyülenmiş** halde izlediler.
I was spellbound by her storytelling; I didn't even notice the time passing.
Onun hikaye anlatışına öyle **büyülenmiş** durumdaydım ki zamanın geçtiğini fark etmedim.
Everyone was so spellbound that you could hear a pin drop in the room.
Herkes o kadar **büyülenmişti** ki odada bir iğne düşse duyulurdu.
That movie had me spellbound from beginning to end.
O film başından sonuna kadar beni **büyüledi**.