"roving" in Turkish
Definition
Bir yerde uzun süre kalmadan sürekli yer değiştiren; genellikle bir amaç için dolaşan kişi ya da şey.
Usage Notes (Turkish)
Çoğunlukla isimden önce kullanılır: 'gezgin muhabir'. 'Dolaşmak'tan farklı olarak, burada amaçlı hareket vurgulanır.
Examples
The roving dog visited every house on the street.
**Gezgin** köpek caddedeki her eve uğradı.
A roving teacher helps in many different schools.
**Gezgin** bir öğretmen birçok farklı okulda yardımcı olur.
The roving band played music in villages all over the country.
**Gezgin** müzik grubu ülkenin dört bir yanındaki köylerde müzik çaldı.
He worked as a roving reporter, covering news anywhere he was needed.
O, **gezgin** bir muhabir olarak nerede ihtiyaç varsa orada haber yaptı.
My eyes kept roving around the room during the long speech.
Uzun konuşma sırasında gözlerim sürekli odayı **dolaşıyordu**.
After years of roving from job to job, she finally settled down.
Yıllarca işten işe **dolaştıktan** sonra sonunda yerleşti.