"riddling" in Turkish
Definition
Bir şeyin bulmaca gibi, gizemli ve çözülmesi zor olması. Genellikle anlaşılması güç dil, davranış veya durumlar için kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Yaygın olarak sıfat olarak kullanılır ('riddling question', 'riddling smile'). Basit bilmeceler için değil, kasıtlı olarak karmaşık veya anlaşılmaz şeyleri anlatmak için uygundur. Sıklıkla edebi metinlerde rastlanır.
Examples
The old man's riddling story confused the children.
Yaşlı adamın **muamma dolu** hikayesi çocukları şaşırttı.
She gave a riddling answer to my question.
Soruma **gizemli** bir cevap verdi.
The poem is full of riddling words.
Şiir **muamma dolu** kelimelerle dolu.
He smiled that same riddling smile and wouldn't say more.
Yine aynı **gizemli** gülümsemeyi yaptı ve başka bir şey söylemedi.
Her message was so riddling that nobody knew what she meant.
Mesajı o kadar **muamma doluydu** ki kimse ne demek istediğini anlayamadı.
That movie's ending is incredibly riddling—everyone has a theory about what happened.
O filmin sonu inanılmaz **gizemli**—herkesin ne olduğuna dair ayrı bir teorisi var.