"reverie" in Turkish
Definition
Kişinin hoş hayallere dalıp etrafta olup biteni fark etmemesi durumudur.
Usage Notes (Turkish)
Resmi ve edebi bir terimdir; gündelik konuşmada yerine 'hayal' tercih edilir. Daha çok huzurlu ve hoş düşüncelerle ilgilidir, kaygı ile değil.
Examples
She fell into a reverie during the class.
Ders sırasında bir **dalgın hayal**e daldı.
His mind was full of reverie about the future.
Zihni geleceğe dair **dalgın hayal**lerle doluydu.
The sound of rain brought her into a gentle reverie.
Yağmurun sesi onu hafif bir **dalgın hayal**e sürükledi.
He stared out the window, lost in reverie.
O, pencereye dalgın dalgın bakıyordu, **dalgın hayal**e dalmış halde.
Her sudden laughter broke my reverie.
Onun aniden gülüşü benim **dalgın hayal**imi böldü.
Sometimes, a song can send you into a reverie about old times.
Bazen bir şarkı seni eski zamanlara dair bir **dalgın hayal**e götürebilir.