"prime mover" in Turkish
Definition
Bir olayın oluşmasını sağlayan ana güç, kişi ya da makine; özellikle hareketin veya değişimin temel kaynağıdır.
Usage Notes (Turkish)
Teknik, felsefi ya da iş dünyasında yaygın kullanılır; gündelik konuşmada nadiren geçer. İnsan için 'öncü kişi', teknik için 'asıl hareket ettirici' kullanılır.
Examples
The engine is the prime mover of the car.
Motor, arabanın **asıl hareket ettiricisi**dir.
Water acts as the prime mover in this old mill.
Bu eski değirmende, su **asıl hareket ettirici** olarak görev yapar.
He was the prime mover behind the new law.
Yeni yasanın **öncü kişisi** oydu.
In philosophy, Aristotle described a 'first cause' or prime mover for the universe.
Felsefede Aristoteles evrenin 'ilk nedeni' ya da **asıl hareket ettiricisi**ni tarif etmiştir.
Every big change needs a prime mover to get things started.
Her büyük değişim için işleri başlatacak bir **öncü kişi** gerekir.
Julia was the prime mover of the project—without her, it wouldn’t have happened.
Julia projenin **öncü kişisi**ydi, o olmasaydı gerçekleşemezdi.