"play for time" in Turkish
Definition
Bilerek karar vermeyi veya bir şey yapmayı geciktirerek daha fazla zaman kazanmak.
Usage Notes (Turkish)
Resmî olmayan bir kullanımdır; genellikle baskı altındayken vakit kazanmaya çalışırken söylenir. Gerçek oyunla ilgili değildir, sadece oyalama anlamındadır.
Examples
The manager tried to play for time before making a final decision.
Yönetici, nihai kararı vermeden önce **zaman kazanmaya çalıştı**.
She asked more questions to play for time during the interview.
Mülakat sırasında **zaman kazanmak için** daha fazla soru sordu.
The team called a timeout to play for time.
Takım **zaman kazanmak için** mola aldı.
"Are you just trying to play for time until you think of an excuse?"
"Bir bahane bulana kadar sadece **zaman mı kazanmaya çalışıyorsun**?"
Our lawyer is playing for time while searching for new evidence.
Avukatımız, yeni kanıtlar ararken **zaman kazanmaya çalışıyor**.
Instead of answering, he just kept playing for time with small talk.
Cevap vermek yerine, gereksiz sohbetle **zaman kazanmaya devam etti**.