Herhangi bir kelime yazın!

"perpetuated" in Turkish

sürdürmek (olumsuz anlamda)devam ettirmek (kötü bir şeyi)

Definition

Genellikle olumsuz veya zararlı bir şeyi uzun süre devam ettirmek ya da sürdürmek.

Usage Notes (Turkish)

Genellikle resmi veya akademik bağlamlarda geçer. 'perpetuated a myth', 'perpetuated injustice' gibi olumsuz durumlar için kullanılır. Basitçe bir şeyin devam etmesinden çok, olumsuz bir şeyin gereksiz uzatılmasına vurgu yapar.

Examples

The rumor was perpetuated by social media.

Söylenti sosyal medya tarafından **sürdürüldü**.

Old traditions are sometimes perpetuated without question.

Eski gelenekler bazen sorgulanmadan **devam ettirilir**.

The problem was perpetuated by a lack of action.

Sorunun **sürdürülmesine** hareketsizlik neden oldu.

Outdated stereotypes are often perpetuated by movies and TV shows.

Eskimiş klişeler genellikle filmler ve TV şovları sayesinde **devam ettirilir**.

Her actions only perpetuated the misunderstanding between the two groups.

Onun hareketleri, iki grup arasındaki yanlış anlamayı yalnızca **sürdürdü**.

He didn't realize his words had perpetuated a hurtful rumor.

Sözlerinin kırıcı bir söylentiyi **sürdürdüğünü** farkında değildi.