Herhangi bir kelime yazın!

"opulence" in Turkish

gösterişzenginlik

Definition

Çok büyük zenginlik, lüks ve pahalı çevreler; bolca ihtişam demektir.

Usage Notes (Turkish)

'Opulence' genellikle çok gösterişli veya lüks mekanları, yaşam tarzlarını anlatırken kullanılır. 'display of opulence', 'live in opulence' gibi kalıplarda geçer; sade zenginlik için kullanılmaz, abartı ve ihtişam vurgulanır.

Examples

The palace was filled with opulence and gold decorations.

Saray **gösteriş** ve altın süslemelerle doluydu.

They admired the opulence of the five-star hotel lobby.

Beş yıldızlı otelin lobisinin **gösterişi**ne hayran kaldılar.

The artist painted a scene of opulence and beauty.

Sanatçı, **gösteriş** ve güzellik dolu bir sahne çizdi.

The billionaire's party was pure opulence, from the champagne to the chandeliers.

Milyarderin partisi baştan sona **gösteriş**ti; şampanyadan avizelere kadar.

He tried to hide his opulence, but his expensive watch gave him away.

Kendi **gösterişini** gizlemeye çalıştı ama pahalı saati bunu belli etti.

Some people see opulence as a sign of success; others see it as unnecessary excess.

Bazı insanlar **gösteriş**i başarının işareti olarak görür; başkaları ise gereksiz abartı olarak kabul eder.