"nickel and dime" in Turkish
Definition
Birinden sürekli küçük miktarlarda para talep etmek veya önemsiz ayrıntılara fazlaca odaklanmak.
Usage Notes (Turkish)
Gayri resmi ve genellikle Amerikan İngilizcesinde geçer. Küçük ücretlerle rahatsız edici bir sıkıntıyı anlatır.
Examples
The company keeps nickel and diming us with extra fees.
Şirket, sürekli ek ücretlerle bizi **ufak tefek ücretlerle** sıkıştırıyor.
Don't let them nickel and dime you on the price.
Fiyatta seni **ufak tefek ücretlerle** uğraştırmalarına izin verme.
I don't want to nickel and dime every little thing.
Her küçük meselede **ufak tefek ücretlerle uğraşmak** istemiyorum.
They promised no hidden costs, but they still nickel and dime you every step of the way.
Gizli maliyet yok dediler ama her adımda seni yine de **ufak tefek ücretlerle** uğraştırıyorlar.
My boss is always complaining about coffee expenses—he loves to nickel and dime.
Patronum devamlı kahve masraflarından şikayet ediyor—**küçük ayrıntılara takılmayı** seviyor.
People are tired of being nickel and dimed by banks for every little service.
İnsanlar bankaların her küçük hizmet için **ufak tefek ücretler almasından** bıktı.