Herhangi bir kelime yazın!

"namesake" in Turkish

adaş

Definition

Başka bir kişi veya şeyle aynı ada sahip kişi veya şey. Genellikle birinin adını taşıyan kişiler için kullanılır.

Usage Notes (Turkish)

'Adaş' terimi resmî veya biyografik açıklamalarda, aynı ada sahip kişiler veya şeyler için kullanılır. Lakap anlamında değildir.

Examples

My cousin is my namesake; we both are called John.

Kuzenim benim **adaşım**; ikimizin de adı John.

She named her daughter after her grandmother, so her child is her grandmother's namesake.

Kızına büyükannesinin adını verdiği için çocuğu büyükannesinin **adaşı** oldu.

The city was founded by its royal namesake.

Şehir, kraliyet **adaşı** tarafından kuruldu.

He's the singer's namesake, but they aren't related at all.

O, şarkıcının **adaşı** ama aralarında hiç akrabalık yok.

Our company launched a product with the same title as its famous namesake from 50 years ago.

Şirketimiz, 50 yıl önceki ünlü **adaşı** ile aynı isme sahip bir ürün piyasaya sürdü.

It gets confusing when a father and son, both doctors, are namesakes at the same hospital.

Aynı hastanede hem baba hem oğul doktor ve **adaş** olduğunda işler karışabiliyor.