"naivete" in Turkish
Definition
Dünyayı yeterince tanımamaktan gelen saf ve deneyimsiz olma durumu.
Usage Notes (Turkish)
'Saflık' ve 'naiflik', gündelik dilde deneyimsizlik ya da aşırı iyi niyetle karışık saflığı anlatmak için kullanılır; 'çocuksu saflık', 'etkileyici bir saflık' gibi kalıplar yaygındır.
Examples
Her naivete made her trust everyone she met.
Onun **saflığı** herkese güvenmesine neden oldu.
Children often show a charming naivete about the world.
Çocuklar genellikle dünyaya karşı sevimli bir **saflık** sergiler.
His naivete led him to believe the offer was real.
Onun **saflığı** teklife inanmasına yol açtı.
You can’t blame her—her naivete is just part of who she is.
Onu suçlayamazsın—onun **saflığı** kişiliğinin bir parçası.
Sometimes his naivete gets him into trouble, but he never really changes.
Bazen onun **saflığı** başını belaya sokar, ama hiç değişmez.
The politician used the public’s naivete to gain support for his plan.
Politikacı, planı için destek almak amacıyla halkın **saflığını** kullandı.