"misrepresenting" in Turkish
Definition
Bir şeyi kasıtlı veya dikkatsizce yanlış bir şekilde aktarmak ya da sunmak, böylece yanlış bir izlenim oluşturmak.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle resmi, hukuki veya iş dünyası ve gazetecilikte kullanılır. 'misrepresenting facts' yani 'gerçekleri çarpıtmak'. Niyet veya ihmal içerir, sadece 'yanlış anlamak (misunderstanding)' ile karıştırmayın.
Examples
He was misrepresenting what happened at the meeting.
O, toplantıda olanları **yanlış yansıtıyordu**.
The article was misrepresenting the facts.
Makale, gerçekleri **yanlış yansıtıyordu**.
She admitted to misrepresenting her qualifications.
O, niteliklerini **yanlış tanıttığını** kabul etti.
Stop misrepresenting my words—I never said that!
Sözlerimi **yanlış yansıtmayı** bırak—ben öyle bir şey söylemedim!
He got into trouble for misrepresenting the financial data.
Mali verileri **yanlış yansıttığı** için başı belaya girdi.
Politicians are often accused of misrepresenting the truth to win votes.
Politikacılar, oy kazanmak için gerçeği **yanlış yansıtmakla** sıkça suçlanır.