"line up with" in Turkish
Definition
Bir şeyin plan, fikir ya da fiziksel pozisyon açısından başka bir şeye uygun veya örtüşür olması durumu.
Usage Notes (Turkish)
Hem fiziksel (diziliş, hizalama) hem de soyut (fikrî, veri uyumu) olarak kullanılır. 'Line up' (sıraya girmek) ile karıştırmayın.
Examples
The two pieces must line up with each other exactly.
İki parça tam olarak birbirleriyle **uyumlu olmalı**.
Her explanation does not line up with the facts.
Onun açıklaması, gerçeklerle **örtüşmüyor**.
These numbers do not line up with our results.
Bu rakamlar bizim sonuçlarımızla **örtüşmüyor**.
Do your goals line up with your values?
Hedeflerin değerlerinle **uyumlu mu**?
Make sure the holes line up with the screws before you start.
Başlamadan önce deliklerin vidalarla **örtüştüğünden** emin olun.
His story doesn't really line up with what we know.
Onun hikayesi bildiklerimizle pek **örtüşmüyor**.