"intrinsic" in Turkish
Definition
Bir şeyin doğasında var olan, dışarıdan gelmeyen ve temel bir parçası olan özellik.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok akademik veya teknik bağlamlarda kullanılır; 'değer', 'özellik', 'motivasyon' gibi kelimelerle birlikte geçer ('intrinsic value' gibi). 'Extrinsic' ile zıttır.
Examples
Honesty is an intrinsic part of her character.
Dürüstlük onun karakterinin **doğasında olan** bir parçasıdır.
Water has intrinsic properties like being colorless and tasteless.
Suyun **doğasında olan** özellikleri vardır; renksiz ve tatsız olması gibi.
The painting's intrinsic value cannot be measured in money.
Tablonun **doğasında olan** değeri parayla ölçülemez.
She finds intrinsic motivation in her work, not just from rewards.
O, sadece ödüllerden değil, işinde **içsel** motivasyon buluyor.
The risk is intrinsic to this kind of investment.
Bu tür yatırımlarda risk **doğasında olan** bir şeydir.
Some skills are intrinsic to good leadership and can't be taught easily.
Bazı yetenekler iyi liderlikte **doğasında olan** ve kolayca öğretilemeyenlerdir.