"ingrained" in Turkish
Definition
Kolayca değişmeyen, kök salmış ve kalıcı hale gelmiş inanç, alışkanlık veya duyguları ifade eder.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle değişmesi zor olan olumsuz alışkanlık veya önyargılar için kullanılır. 'ingrained habit', 'deeply ingrained' gibi ifadeler yaygındır. Resmî veya tanımlayıcı cümlelerde sıkça geçer.
Examples
He has an ingrained habit of biting his nails.
Tırnaklarını yemesi onun **yerleşmiş** bir alışkanlığıdır.
Old traditions can become ingrained in a society.
Eski gelenekler bir toplumda **yerleşmiş** hale gelebilir.
His fear of water is ingrained from childhood.
Su korkusu çocukluğundan **kökleşmiş** durumda.
Those old attitudes are pretty ingrained—they won’t just disappear overnight.
Bu eski tutumlar oldukça **yerleşmiş**–bir gecede yok olmazlar.
It’s hard to break such ingrained habits, even if you want to change.
Böylesine **yerleşmiş** alışkanlıkları kırmak zordur, değişmek isteseniz bile.
The company’s culture is so ingrained that even new employees adapt quickly.
Şirketin kültürü o kadar **yerleşmiş** ki yeni çalışanlar bile hemen uyum sağlıyor.