"infatuated with" in Turkish
Definition
Birine veya bir şeye aşırı şekilde ilgilenmek ya da tutulmak; genellikle derin ve kalıcı bir aşktan ziyade geçici, yüzeysel bir his.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle geçici, yüzeysel ve yoğun hisleri anlatmak için kullanılır ('infatuated with someone'). Derin aşkı değil, daha çok akıl dışı tutku veya hayranlığı anlatır.
Examples
She is infatuated with her new classmate.
O, yeni sınıf arkadaşına **tutulmuş** durumda.
He became infatuated with the idea of traveling the world.
O, dünyayı gezme fikrine **abayı yaktı**.
Teenagers are often infatuated with celebrities.
Gençler sık sık ünlülere **abayı yakar**.
He’s totally infatuated with his new girlfriend—he can’t stop talking about her.
Yeni kız arkadaşına tamamen **tutulmuş**; sürekli ondan bahsediyor.
Don’t get too infatuated with fancy cars; real happiness doesn’t come from them.
Havalı arabalara fazla **tutulma**; gerçek mutluluk onlar da değil.
For a while, I was infatuated with learning guitar, but I lost interest quickly.
Bir süre gitar öğrenmeye **tutulmuştum**, ama ilgimi çabuk kaybettim.