"in the doldrums" in Turkish
Definition
Kişinin moralsiz, isteksiz olduğu ya da bir iş veya ekonominin durağan ve hareketsiz bir döneminden geçtiği durum.
Usage Notes (Turkish)
Kişi için (üzgün, isteksiz) veya iş/ekonomi için (durgunluk) kullanılır; samimi günlük konuşmada yaygın değildir.
Examples
After losing his job, he was in the doldrums for weeks.
İşini kaybettikten sonra haftalarca **keyifsizdi**.
The company has been in the doldrums since last year.
Şirket geçen yıldan beri **durgunlukta**.
Whenever I feel in the doldrums, I go out for a walk.
Ne zaman **keyifsiz** olsam, yürüyüşe çıkarım.
You seem in the doldrums lately. Anything on your mind?
Son zamanlarda **keyifsiz** görünüyorsun. Bir derdin mi var?
The housing market is still in the doldrums, but experts expect improvement soon.
Konut piyasası hâlâ **durgunlukta**, ama uzmanlar yakında iyileşme bekliyor.
After a long winter in the doldrums, she finally started to feel energetic again.
Uzun ve **keyifsiz** geçen bir kıştan sonra, sonunda yine enerjik hissetmeye başladı.