"have cause to do" in Turkish
Definition
Bir şeyi yapmak için iyi bir neden veya gerekçesi olmak. Birisi belirli şartlar veya kanıtlar nedeniyle haklı olduğunda kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Bu ifade resmi veya nötrdür, hukukî ya da ciddi ortamlarda sık kullanılır: 'have cause to believe' (inanmak için sebep olmak), 'have cause to complain' (şikayet etmek için sebep olmak) gibi. Tek başına 'cause' kelimesiyle karıştırmayın, sabit ifadedir.
Examples
We have cause to worry about the weather today.
Bugün hava konusunda **endişelenmek için sebebimiz var**.
You have cause to be proud of your hard work.
Çabandan **gurur duymak için sebebin var**.
They have cause to believe the story is true.
Hikayenin doğru olduğuna **inanmak için sebepleri var**.
Do you have cause to think he was lying about the meeting?
Toplantı hakkında yalan söylediğini **düşünmek için sebebin var mı**?
I don't have cause to complain; everything turned out fine.
**Şikayet etmek için sebebim yok**; her şey yolunda gitti.
The manager said she had cause to fire the employee due to repeated mistakes.
Yönetici, tekrarlanan hatalar nedeniyle çalışanı kovmak için **sebebi olduğunu söyledi**.