"hastening" in Turkish
Definition
Bir olayın ya da sürecin bilinçli şekilde daha hızlı gerçekleşmesini sağlamak veya hızlandırmak.
Usage Notes (Turkish)
‘Hızlandırmak’/‘çabuklaştırmak’ genelde resmi veya yazılı metinlerde kullanılır; günlük konuşmada nadirdir. Planlı ve kasıtlı bir hızlanmayı anlatır, rastgele veya telaşlı bir acele değil.
Examples
She is hastening her steps to catch the bus.
Otobüsü yakalamak için adımlarını **hızlandırıyor**.
The company is hastening production to meet demand.
Şirket, talebi karşılamak için üretimi **hızlandırıyor**.
Rain clouds were hastening the end of our picnic.
Yağmur bulutları pikniğimizin sonunu **hızlandırdı**.
By hastening the process, they finished the project ahead of schedule.
Süreci **hızlandırarak** projeyi planlanandan önce bitirdiler.
They’re hastening his recovery with special treatments.
Özel tedavilerle iyileşmesini **hızlandırıyorlar**.
Nothing good comes from hastening to judgment without all the facts.
Tüm gerçekler olmadan hükme **hızlandırarak** varmanın hiçbir faydası yok.