"harbouring" in Turkish
Definition
Bir duyguyu, düşünceyi ya da kişiyi gizlice saklamak veya birine barınak sağlamak anlamına gelir.
Usage Notes (Turkish)
'Harbouring' hem duyguları ("harbouring resentment"), hem de insanı saklama ("harbouring a fugitive") gibi ifadelerde kullanılır. 'Harbor' (liman) ile karıştırmayın.
Examples
She was harbouring anger after the argument.
Tartışmadan sonra hâlâ içinde öfke **gizliyordu**.
He is harbouring a secret from his friends.
Arkadaşlarından bir sırrı **gizliyor**.
The man was arrested for harbouring a fugitive.
Adam, bir kaçakçıyı **barındırdığı** için tutuklandı.
Are you harbouring any doubts about your decision?
Kararın hakkında hiç şüphe **gizliyor** musun?
She denied harbouring any bad feelings toward him.
Ona karşı kötü duygular **beslediğini** inkâr etti.
Sometimes we don't even realize we're harbouring old pain.
Bazen eski acıyı **içimizde gizlediğimizi** bile fark etmeyiz.