Herhangi bir kelime yazın!

"go for the throat" in Turkish

en sert saldırmakacımasızca üzerine gitmek

Definition

Birine ya da bir şeye çok doğrudan ve agresif şekilde saldırmak, genellikle tamamen yenmek veya zarar vermek amacıyla.

Usage Notes (Turkish)

Günlük konuşmada, tartışma ve rekabette kullanılır. Fiziksel şiddet değil, kararlı ve sert tavır anlatılır.

Examples

In the debate, he decided to go for the throat and attack his opponent's weakest point.

Tartışmada, rakibinin en zayıf noktasına saldırmak için **en sert saldırmaya** karar verdi.

When you play chess with her, she always goes for the throat right from the start.

Onunla satranç oynarken, her zaman baştan **en sert saldırır**.

If you want to win this contract, you need to go for the throat.

Bu sözleşmeyi kazanmak istiyorsan **en sert saldırmalısın**.

When Sarah felt attacked in the meeting, she didn't hold back—she went for the throat with her response.

Sarah toplantıda saldırıya uğradığını hissedince geri çekilmedi—cevabıyla **en sert şekilde karşılık verdi**.

Their lawyers are known to go for the throat during negotiations, so be prepared.

Avukatları, müzakerelerde **en sert saldırmalarıyla** bilinir, hazırlıklı ol.

When the team was down by ten points, the coach told them to go for the throat in the second half.

Takım on sayı gerideyken koç, ikinci yarıda **en sert saldırmalarını** söyledi.