"give vent to" in Turkish
Definition
Yoğun öfke, üzüntü ya da hayal kırıklığı gibi duyguları açıkça ifade etmek veya dışa vurmak.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle öfke ya da hayal kırıklığı gibi olumsuz duygular için, resmî veya edebi dilde kullanılır. Pozitif duyguları ifade etmekte kullanılmaz.
Examples
She needed to give vent to her frustration after the meeting.
Toplantıdan sonra hayal kırıklığını **içini dökmek** zorundaydı.
It's important not to give vent to your anger at work.
İş yerinde öfkeni **dışa vurmak** önemli değil.
He gave vent to his sadness by crying.
Üzüntüsünü ağlayarak **dışa vurdu**.
Sometimes you just have to give vent to your emotions, or you'll feel worse.
Bazen duygularını **dışa vurmak** zorundasın, yoksa daha kötü hissedersin.
He didn't mean to snap—he just needed to give vent to everything he'd been holding in.
Aslında bağırmak istemedi—sadece içindekileri **dışa vurması** gerekiyordu.
Music helps me give vent to my stress at the end of a long day.
Müzik, uzun bir günün sonunda stresimi **dışa vurmama** yardımcı oluyor.