"foppish" in Turkish
Definition
Bir erkeğin dış görünüşü ve giyimine aşırı önem verip, gösterişli ya da gösterişçi olması durumunu ifade eder.
Usage Notes (Turkish)
Sadece erkekler için kullanılır; genellikle alaycı ya da şakacı bir anlam içerir ve günlük hayatta nadiren duyulur. Ciddi şekilde birine söylemekten kaçının.
Examples
He wore a foppish suit to the party.
Partiye **süs düşkünü** bir takım elbise ile geldi.
His foppish hairstyle caught everyone's attention.
Onun **süs düşkünü** saç modeli herkesin dikkatini çekti.
People thought his foppish ways were strange.
İnsanlar onun **süs düşkünü** tavırlarını garip buldu.
"He's so foppish, always fixing his hair and showing off his fancy shoes," she laughed.
"O kadar **süs düşkünü** ki, sürekli saçını düzeltip parlak ayakkabılarını gösteriyor," diye güldü.
The actor's foppish character made the play much more entertaining.
Oyuncunun **süs düşkünü** karakteri oyunu çok daha eğlenceli yaptı.
I never expected Jake to dress so foppish at the wedding—he looked like he stepped out of an old movie.
Jake'in düğünde bu kadar **süs düşkünü** giyineceğini hiç beklemezdim—sanki eski bir filmden çıkmış gibiydi.