"fop" in Turkish
Definition
Kıyafetleri ve görünüşüyle aşırı ilgilenen, genellikle gösterişli ya da yapay bir şekilde bunu sergileyen erkek.
Usage Notes (Turkish)
Kullanımı eski modadır ve hafif aşağılayıcı veya esprili bir ton taşıyabilir. Sadece erkekler için kullanılır. 'dandy'ye benzer, fakat daha abartılıdır.
Examples
The fop wore a bright purple suit to be noticed.
**Züppe** dikkat çekmek için parlak mor bir takım elbise giymişti.
People laughed at the fop for spending hours on his hair.
İnsanlar, saatlerce saçını yapan **züppe**yle alay ettiler.
In old stories, a fop is usually rich and stylish.
Eski hikayelerde bir **züppe** genellikle zengin ve şık olurdu.
Don't be such a fop—no one cares that much about your shoes.
Bu kadar **züppe** olma—kimse ayakkabılarına bu kadar önem vermiyor.
Back then, he was a bit of a fop, always showing off fancy clothes.
O zamanlar o biraz **züppe**ydi, sürekli gösterişli kıyafetler sergilerdi.
Oscar Wilde loved to mock fops in his plays.
Oscar Wilde, oyunlarında **züppeleri** alaya almayı severdi.