"flitted" in Turkish
Definition
Bir yerden başka bir yere hızla ve hafifçe, çoğunlukla havada hareket etmek veya kısa süreliğine gözden kaybolmak.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok edebi veya şiirsel anlatımlarda geçer; günlük konuşmada sık kullanılmaz. Küçük canlıların, gölgelerin veya hızlıca geçen düşünce ve duyguların hareketini anlatır.
Examples
The butterfly flitted from flower to flower.
Kelebek çiçekten çiçeğe **süzüldü**.
A small bird flitted across the garden.
Küçük bir kuş bahçenin üzerinden **süzüldü**.
The shadow flitted along the wall.
Gölge duvar boyunca **hızlıca geçti**.
Her thoughts flitted between excitement and worry during the meeting.
Toplantı sırasında düşünceleri heyecan ve endişe arasında **hızlıca geçti**.
The cat flitted silently out of the room when the door opened.
Kapı açılınca kedi sessizce odadan **hızlıca geçti**.
Rumors flitted through the office all afternoon.
Söylentiler tüm öğleden sonra ofiste **dolaşıp geçti**.