"flashpoint" in Turkish
Definition
Bir maddenin ateş alabileceği sıcaklıktır. Ayrıca, çatışma ya da sorunların başlayabileceği yer veya an için de kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
'Flashpoint' hem teknik (kimya) hem de mecazi anlamda kullanılır. Politik veya toplumsal gerilim haberlerinde sıkça geçer. 'boiling point' (kaynama noktası) ile karıştırmayın. 'reach a flashpoint' (gerilimin zirveye çıkması) yaygındır.
Examples
Gasoline has a low flashpoint, so it catches fire easily.
Benzinin **parlama noktası** düşüktür, bu yüzden kolayca tutuşur.
The city became a flashpoint for protests.
Şehir protestoların **gerilim noktası** haline geldi.
The flashpoint of alcohol is much lower than that of water.
Alkolün **parlama noktası** suya göre çok daha düşüktür.
That region has always been a political flashpoint.
Bu bölge her zaman siyasi bir **gerilim noktası** olmuştur.
Tensions reached a flashpoint after the announcement.
Açıklamadan sonra gerginlik bir **gerilim noktasına** ulaştı.
This could be the flashpoint that starts a bigger conflict.
Bu, daha büyük bir çatışmayı başlatacak **gerilim noktası** olabilir.