Herhangi bir kelime yazın!

"expedient" in Turkish

uygunçıkarcı (etik açısından tartışmalı)

Definition

Amaca ulaşmak için uygun ve hızlı bir çözüm, fakat her zaman en doğru veya ahlaki olmayabilir.

Usage Notes (Turkish)

Resmi ya da akademik ortamlarda kullanılır. 'Politically expedient' gibi kalıplarda siyasal çıkarı önceleyen, ancak etik olmayan çözümleri anlatır.

Examples

Choosing the most expedient option saved us time.

En **uygun** seçeneği tercih ederek zamandan tasarruf ettik.

He took the expedient way out of the problem.

Sorundan çıkmanın en **uygun** yolunu seçti.

It was expedient to finish the work quickly.

İşi çabuk bitirmek **uygun** oldu.

The manager chose the most expedient solution instead of the most fair one.

Yönetici, en adil olanı yerine en **uygun** çözümü seçti.

Sometimes politicians make expedient decisions to stay popular.

Bazen politikacılar popüler kalmak için **çıkarcı** kararlar alırlar.

It may not be the right thing, but it’s certainly expedient under pressure.

Belki doğru olan bu değildir, ancak baskı altında kesinlikle **uygun** bir çözümdür.