Herhangi bir kelime yazın!

"eviscerating" in Turkish

yıkıcıyerle bir edeniç organları çıkaran (tıbbî, nadir)

Definition

Çok büyük zarar veren, aşırı derecede yok eden veya en önemli kısmı ortadan kaldıran; aslen iç organları çıkarmak anlamına gelse de, genellikle çok sert eleştiri veya ağır yenilgiler için kullanılır.

Usage Notes (Turkish)

Dramatik etki yaratmak için resmi ve duygusal bağlamlarda kullanılır; küçük sorunları tanımlamada kullanılmaz. 'eviscerating criticism' ve 'eviscerating defeat' gibi ifadelerle sıkça geçer.

Examples

The movie received an eviscerating review from critics.

Film, eleştirmenlerden **yıkıcı** bir inceleme aldı.

Losing the championship was an eviscerating blow to the team.

Şampiyonluğu kaybetmek, takım için **yıkıcı** bir darbe oldu.

She delivered an eviscerating speech against injustice.

O, adaletsizliğe karşı **yıkıcı** bir konuşma yaptı.

That was an eviscerating defeat—they never stood a chance.

Bu, **yıkıcı** bir mağlubiyetti—hiç şansları yoktu.

Her eviscerating comments left everyone speechless.

Onun **yıkıcı** yorumları herkesi şaşkına çevirdi.

Journalists wrote eviscerating pieces about the scandal.

Gazeteciler, skandal hakkında **yıkıcı** yazılar yazdı.