"enviable" in Turkish
Definition
Başka insanların sahip olmak istediği kadar iyi veya istenilen bir şey. Genellikle olumlu özellikler ya da durumlar için kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle resmi veya nötr bağlamlarda kullanılır: 'enviable position', 'enviable skills'. Olumsuz durumlar için kullanmayın. 'envied' ile karıştırmayın.
Examples
She has an enviable job in New York.
Onun New York'ta **kıskanılacak** bir işi var.
Tom has an enviable talent for music.
Tom'un müzikte **kıskanılacak** bir yeteneği var.
They live in an enviable house by the beach.
Onlar deniz kenarında **kıskanılacak** bir evde yaşıyorlar.
That’s an enviable amount of free time you have!
Sende **kıskanılacak** kadar çok boş zaman var!
Their success at such a young age is truly enviable.
Bu kadar genç yaşta elde ettikleri başarı gerçekten **kıskanılacak**.
Her confidence is enviable; I wish I could be that self-assured.
Onun özgüveni **kıskanılacak**; keşke ben de o kadar kendime güvenebilsem.