"encased" in Turkish
Definition
Bir şeyin tamamen koruyucu bir tabaka veya kılıf ile kaplanması ya da çevrelenmesi hali.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok teknik veya bilimsel metinlerde kullanılır, örneğin 'in glass', 'in plastic', 'in ice' ile birlikte. Canlı varlıklar için günlük konuşmada kullanılmaz; bunun yerine 'örtülü' veya 'sarılmış' denir.
Examples
The flower was encased in a block of ice.
Çiçek bir buz bloğunun içine **kaplanmıştı**.
Her phone is encased in a rubber cover.
Onun telefonu kauçuk bir kılıfla **kaplanmış**.
The statue is encased in glass for protection.
Heykel koruma için cam ile **kaplanmış**.
All the wires were encased in thick plastic to prevent damage.
Tüm kablolar zarar görmemesi için kalın plastikle **kaplanmıştı**.
The small seeds were encased inside the red fruit.
Küçük tohumlar kırmızı meyvenin içinde **kaplanmıştı**.
He felt trapped, as if his heart was encased in stone.
Kendini tuzağa düşmüş hissetti, sanki kalbi taşa **kaplanmıştı**.