"electrocuting" in Turkish
Definition
Birine ya da bir şeye ciddi şekilde zarar verecek veya öldürecek şiddette elektrik akımı vermek.
Usage Notes (Turkish)
Genelde tehlikeli veya ölümcül elektrik kazalarını anlatırken kullanılır. 'Elektrik çarpması' hafif bir temas değil, ciddi bir durumdur.
Examples
Be careful: the wires could be electrocuting anyone who touches them.
Dikkatli olun: kablolar, dokunan herkesi **elektrik çarpmak** riski taşıyor olabilir.
The broken appliance was electrocuting small animals in the garage.
Bozuk cihaz garajda küçük hayvanları **elektrik çarpıyordu**.
Touching water near live wires risks electrocuting yourself.
Canlı tellerin yakınındaki suya dokunmak, kendinizi **elektrik çarpması** riskiyle karşı karşıya bırakır.
They fixed the fence because it was accidentally electrocuting pets.
Çiti onardılar çünkü yanlışlıkla evcil hayvanları **elektrik çarpıyordu**.
Leaving tools on that machine risks electrocuting the next person who turns it on.
O makinenin üstünde alet bırakmak, açan bir sonraki kişinin **elektrik çarpması** riskini taşır.
Some faulty toys ended up electrocuting several children before being recalled.
Bazı arızalı oyuncaklar, piyasadan çekilmeden önce birkaç çocuğu **elektrik çarptı**.